
Su Dünya yaşamı için bir zorunluluktur. Okyanuslarda, denizlerde tuzlu, göl, nehir ve derelerde tatlıdır. Şimdi suyumuzun nasıl kirlendiğini ve korunması için neler yapmamız gerektiğini öğreneceğiz.
Asit yağmuru havadaki bazı kirleticilerin oluşturduğu asitlerden oluşur. Asit yağmuru farklı biçimlerde asit çökeltilerinden oluşur. Havadaki çökeltiler nemli, yağmurlu, sisli, karlı havalarda normalden daha fazla asitli olurlar. Kuru havalarda gazlar, toz ve kir zerrecikleri ile asit çökeltileri daha farklı biçimlerde bulunur. Nemli veya kuru çökeltiler rüzgâr ile savrulur, çok uzak mesafelere dahi giderler. Binalara, araçlara, göllere, nehirlere düşer ve kirliliğe neden olurlar. Soluduğumuz zamanlarda sağlık problemlerine neden olurlar.
Kimyasal bileşimleri “Asidik” ve “Bazik”(pH değeri 7'nin üstünde olan) olarak tanımlarız. pH Ölçeğiyle asiditeyi ölçeriz. pH Ölçeği sıfırdan (en asitli) başlar ve üst sınır olan 14’e ulaşır (en çok bazik). Bazik veya asidik olmayan maddeye nötr denir ve pH değeri 7 dir.

pH Ölçeği nesnenin ne kadar asidik olduğunu ölçer. Çok asidik olmayan nesnelere bazik denir. Ölçek yer alan değerler 0’dan 14’e kadardır. 0 En fazla asidi, 14 ise en fazla baziği gösterir. Yukarda yer alan pH ölçeğinde görüldüğü gibi saf suyun pH değeri 7 dir. Bu değer ne asidik ne de bazik olarak değerlendirilir, nötr kabul edilir. Normal, temiz yağmurun pH değeri 5.0 ve 5.5 aralığındadır ve çok hafif asidiktir. Ancak yağmur ne zaman sülfür dioksit veya nitrojen oksit ile bir araya geldiğinde ( güç santralleri ve otomobiller tarafından üretilir) daha fazla asidik olur. Tipik asit yağmurlarının pH değeri 4.0 dır. pH Değerinin 5.0 dan 4.0’ a düşmesi asiditenin 10 kat arttığını gösterir.
Laboratuarlarda pH değerini ölçen birçok ileri teknoloji kullanan araçlar bulunmaktadır. En kolay ölçüm yapmanın yolu ise turnusol kâğıdı kullanmaktır. Turnusol kâğıdı herhangi bir sıvıya temas ettiğinde maddenin asidik veya bazik yapısına göre renk değiştirir. pH Değeri 7 den küçük ise kırmızı, büyükse mavi renge dönüşür. Nötr (7) değerinde ise mor renge dönüşür.
Havaya salınan sülfür dioksit ve nitrojen oksit gibi bileşenlerin kimyasal reaksiyona girmesi asit yağmurlarına neden olmaktadır. Bu maddeler atmosferin yükseklerine ulaşarak suya karışır ve su, oksijen ve diğer kimyasallarla reaksiyona uğrayarak asit yağmuru olarak bilinen asidik kirlenmeye neden olur. Sülfür dioksit ve nitrojen oksit suyla çabuk çözülerek rüzgârın yardımıyla çok uzaklara taşınır. Taşınırken, bazen yağmur, bazen kar ve bazen sis olarak yeryüzüne iner.
Asit yağmurlarının asıl nedeni insan kaynaklıdır. Geçen birkaç on yıldır insanlar havaya çok farklı kimyasalların salınımını gerçekleştirmişlerdir, bu atmosferin gaz karışımının değişmesine neden olmuştur. Kömür gibi fosil yakıtlarla elektrik enerjisi üreten güç santralleri atmosfere önemli miktarlarda sülfür dioksit ve nitrojen oksit bırakmışlardır. Bunlara ek olarak kamyon, otobüs ve otomobil gibi araçlar, iş makineleri, jeneratörler fosil yakıtlarla çalışan tüm araç ve gereçler havaya
nitrojen oksit ve sülfür dioksit bırakmaktadırlar. Tarımda bilinçsiz ve yanlış ilaçlama, çeşitli ürünlerde kullanılan kloroflorokarbonlar çevre kirliliğine dolayısıyla bu kirlenmeler asit yağmurlarına neden olmaktadır.
Doğa dengelere bağlıdır. Bazı yağmurlar 5.0 pH değerleri ile doğal olarak asit içermektedir fakat insan eylemleri bu doğal ortamı bozmakta asit miktarını hızlı bir şekilde arttırmaktadır. Normal koşullarda yağmur alkali kimyasalları veya asit içermeyen havada veya toprak, göl, nehirlerde bulunan materyallerle etkileşime girer. Doğal asitler bu etkileşimlerle nötralize olurlar. Fakat yağmurlar çok asitli olduğunda doğal nötralizasyon gerçekleşmez ve zamanla tahıllar, ağaçlar, göller, nehirler ve canlılar zarar görmeye başlar.
Neler Yapılıyor?
Asit yağmurlarının neden olduğu olumsuzluklara karşı neler yapılıyor, yeni teknolojiler ve yeni düzenlemeler asit yağmurlarının azalmasına nasıl yardımcı oluyor?
Çeşitli ülkeler, termik santralleri için 1990 yılından itibaren düzenlemeler ve programlar uygulamaya koymaya başlamıştır. Böylece sülfür dioksit emisyonlarına sınırlama ve izin alma koşulları belirlenmiştir.
Bilim adamları özellikle kömür enerjisi ile çalışan elektrik santrallerinin sülfür dioksit salınımlarını azaltmak için farklı önerilerde bulunmaktadır. Daha az sülfür içeren kömürlerin kullanılması, kömürün yıkanması, baca gazı desülfürizasyon tesisleri ve kömür yakma yöntemlerinde değişiklikler gibi.
Ancak asit yağmurlarını azaltacak en önemli ve birincil yöntem en kısa süre içersinde fosil yakıt kullanımını bırakmak olacaktır. Bunun yerine güneş enerjisi ve rüzgâr türbinleri gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının bir an önce kullanılmaya başlaması gerekmektedir.
Motorlu taşıt üreticileri son 20 yıldır katalitik konvertör teknolojisini uygulamaya başlamışlardır, son yıllarda ise düşük CO2 emisyonlu yeşil otomobillerin üretimi ağırlık kazanmaya başlamıştır.
Asit yağmurlarının azaltılması için sadece yetkililerin ve bilim adamlarının çalışmalarını yeterli görmemeli bize düşenleri de yapmalıyız.
Çevre kirliliğini ve asit yağmurları ile ilgili sorunları artık biliyorsunuz, bilginizi yakınlarınızla paylaşmalı onları uyarmalısınız.
İlk yapmanız gereken enerji tasarrufu olacaktır ve bunu yapmanın birçok yolu vardır;